Arı Kovanı

Arı kovanı, içerisinde bir arı kolonisinin gelişimini sürdürüp, yaşamsal ürünlerini depoladığı ve böylece neslinin devamını  sağlayabildiği bir tür barınaktır. Arılar bu yaşam alanlarını doğada içi çürümeye yüz tutmuş bir ağaç gövdesinde oluşturduğu gibi, herhangi bir kaya kovuğunda, mağara içlerinde oluşturabilirler. İnsanlık tarihinden önceki yıllardan bu yana nesillerini bu şekilde devam ettirebilmiş ve şifalı ürünlerini de insanoğlunun tüketimine sunmuşlardır.

Karakovan

Karakovan

İlk yapılan arı kovanları, İnsanoğlu ilkel çağlarda keşfettiği ve ismine bal denilen bu mucizevi ürünü çok zor koşullar altında elde edebiliyordu. Doğada buldukları arı kolonisinin ürettiği balı bin bir güçlükle elde edebiliyor ve bunu ilaç olarak kullanıyorlardı. Bir şekilde bu arıları elde etmek ve istenildiğinde ulaşılabilmek adına  önce ağaç kütüklerinde beslemeye başladılar. Bunun adına günümüzde de kullanılan karakovan ismini verdiler ve bu şekilde arılara istenebilir bir erişim sağladılar. Çok uzun bir süreç insanoğlu için devam ediyor ve dünya coğrafyasında bulunulan bölge koşullarına göre arılara yaşamsal bir alan icat edilmeye çalışılıyordu. Öyle ya dünyanın her tarafında ormanlık alan bulunmuyordu, bazı bölgelerde sazlıklar vardı, ağaç yoktu ki karakovan yapılsın. Sepet kovan sazlık alanlarda yaşayan insanların arı için yaptığı ideal bir buluştu ve çok eski yıllardan günümüze kadar süregelen bu arı kovanı vazgeçilmez bir buluş olarak tarihteki yerini aldı. Sazlık bölgelerde yaşayanlar kamışdan, fındık ağacı olan bölgedeki insanlar sepetler örerek, içini ve dışını tezek karışımlı çamurlar ile sıvayıp, arılara yaşamsal bir alan sağladı ve böylece ismine arıcılık denilen yeni bir sektörün temellerini de atmış oldular. Daha çok Hırıstiyan din adamları bu konu üstünde çalışmalar yaptılar ve dahi bu yüzyılın başlarına kadar arı ve arı kovanları hakkında bir çok çalışmalara da imza attılar. Bu çalışmalara en güzel örnek, Papaz Warre kovanı ismi verilen bir arı evidir ve dahi bu kovanda günümüzde bile kullanılmaktadır. Fenni kovanın ilk atası olarak da kabul edilebilir, içi açılabilir ve arıya müdahale yapılabilir bir kovandır.

Arı Kovanları

Arı Kovanları

İnsanoğlunun  arıcılık aşkı hızını kesmeden sürdü ve günümüze kadar gelişim göstererek devam etti. Ve artık günümüzde ismine fenni arı kovanı denilen, arıcının rahatlıkla arı kolonisini takip edebildiği, gerek ana arı kontrolü olsun, gerekse arı zararlıları olsun  gözlemleyebildiği, yüksek verim elde edilebilen kovanlar kullanılmaya başlandı. Bu kovanlar taşınması kolay, iklim şartlarına dayanıklı, yağmurdan kardan etkilenmeyecek bir evrim geçirerek şu an arılara bir ev ve insanlara da bir gelir kaynağı olmuştur. Arı kovanı ölçüleri belirli standartlara gelinceye kadar çeşitli aşamalardan geçmiş, deneme yanılma yöntemi ile en verimli hale getirilmiştir.

Arı kovanı çeşitleri, yukarıda saydığımız kovan tipleri günümüzde hala az da olsa kullanılıyor olsa da genel anlamda dünya genelinde iki tip kovan kullanılmaktadır. Dünya coğrafyasını göz önüne aldığınızda çok soğuk bölgeler olduğu gibi ılıman iklime sahip bölgelerde mevcuttur. Buna göre gelişimini tamamlamış olan fenni kovanlar dadant tipi ve langstroth tipi olarak ayrılmıştır. Dadant kovanlar soğuk iklim için uygun bulunurken langstroth tipi ılıman bölgeler için uygundur. Ülkemiz genelinde Ordu ve çevresi genel anlamda dadant kovan kullanırken diğer bölgelerimizde langstroth kovanlar kullanılmaktadır. Dadant tipi kovanların kerestesi diğerine göre daha kalın olmakla beraber, kuluçkalık denilen yere 12 adet petek çıtası konulabilmektedir. Petek çıtalarının yüksekliği biraz uzundur ve bu sayede ana arıya yumurtlama alanı kazandırılmıştır. Kovan kasnak kalınlığı 3 santimdir ve bu sayede kış soğuklarında arı ısı yalıtımı nedeniyle soğuktan korunmaktadır. Ülkemiz genelinde en çok kullanılan kovan tipi langstrot kovandır, 10 çerçeveli olmakla beraber dış ahşap kalınlığı 2.5 santim olarak yapılmaktadır. Her iki tip kovana da ismine ballık da denilen üst katlar gerektiğinde konulabilmektedir. Bu ballıklar arı kolonisinin ve nektarın etkileşimi ile 3 ya da dört kata ulaşabilmektedir. Bir arı kovanı gerektiği zaman yaklaşık 80 binlik bir koloniye ev sahipliği yapabilir ve bu sayede iyi bir bal hasadı imkanı bulunabilir.

Ayrıca her iki tip kovana ölçüleri sabit kalma koşuluyla polen tuzakları monte edilebilmektedir. Bu sayede arıcılar bir arı ürünü olan polen üretimini de yapabilmektedir.

Bu konu hakkında bir deyim ve açıklamasıyla yazımıza son vermek istiyorum, ‘arı kovanına çomak sokmak’. Bilindiği üzere arılar kendilerini korumak için iğnelerini kullanır ve sokulan insana bir acı verir.  Bile bile gidip de herhangi bir bilinmeze bulaşırsanız ummadık acılara maruz kalabilirsiniz manasında bir ata sözüdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.